Esastan ret
Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı gerçek kişinin 2016/94616 sayılı “......” ibareli marka başvurusuna, müvekkilinin "..." ibareli markalarına dayalı olarak yaptığı itirazının nihai olarak YİDK tarafından reddine karar verildiğini, oysa dava konusu marka başvurusunun müvekkilinin itirazına mesnet markası ile ayırt edilemeyecek derecede benzer bulunduğu gibi tescil edilmek istenen emtianın da müvekkilinin mesnet markalarının tescili kapsamında yer alan mal ve hizmetlerle aynı/benzer bulunduğunu, bu nedenle taraf markaları arasında 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca iltibas tehlikesi olduğunu, dava konusu markanın müvekkilinin seri markası olarak algılanacağını, YİDK'nın benzer uyuşmazlıklarda verdiği kararları ile çeliştiğini, dava konusu marka başvurusunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek 2018-M-2088 sayılı YİDK kararının iptaline, 2016/94616 sayılı “......” ibareli marka başvurusunun tescili hâlinde hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
1.Davalı TPMK vekili cevap dilekçesinde; taraf markalarının benzer olmadığını, "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük bulunduğunu, dava konusu markada yer alan diğer unsurların markayı farklılaştırdığını, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacı markası ve müvekkilinin markasının benzer olmadığını, ...atrik beslenen özel bir kesime hitap eden müvekkili markasının davacının markası ile aynı yerde bulunma olasılığının da bulunmadığını, "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu marka ile davacının mesnet gösterdiği markalar arasında mülga 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında iltibas ihtimali olmadığı, davacının tanınmışlık ile ilgili iddialarının somut olaya uygulanma imkanının bulunmadığı, dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğu yönündeki iddiaların ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili markalarının esas unsurunu teşkil eden ... ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olmadığını, taraf markalarının esas unsurlarının aynı bulunduğundan iltibasa neden olacak düzeyde benzer bulunduklarını, dava konusu markada yer alan "..." ibaresinin ayırt ediciliği olmayan tanımlayıcı bir ibare olması nedeniyle iltibas değerlendirilmesinde dikkate alınamayacağını, "..." ve "..." ibarelerinden meydana gelen dava konusu markada vurgunun "..." ibaresinde bulunduğunu, markaların tescil kapsamlarının da aynı olduğunu, Mahkemece iltibas incelemesi yapılırken ortalama tüketici kriterinin yok sayıldığını, uyuşmazlık konusu 05,29,30,32 ve 35 inci sınıf mal ve hizmetlerin gıda ürünlerini içerdiğini, sınıf malların tüketim amacı, nispeten daha ucuz olduğu erişimin oldukça kolay bulunması gibi nedenlerle markalar arasındaki farklılığın çok daha belirgin olması gerektiğini, yine tescil edilmek istenen bir kısım emtianın tüketicileri arasında çocukların yer alması nedeniyle iltibas riskinin yüksek olduğunu, dava konusu markanın müvekkilinin seri markası olarak algılanacağını, başvurunun müvekkili markalarının tanınmışlığından haksız yararlanmak amacıyla yapıldığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılıp davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "... " ibareli başvuru markası ile davacının itirazına mesnet "..." asıl unsurlu markaları arasında 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim iti...yle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin olmadığı, dava konusu başvuruda davacı markasının asli unsurunu oluşturan "..." ibaresinin öne çıkartılmayıp bir bütün olarak "..." ibaresinin asli unsur olarak yer aldığı, taraf markaları benzer olmadığından davacının itirazına mesnet markalarının tanınmış olup olmadığının tartışılmasının sonuca etkili bulunmadığı, dava konusu marka başvurusunun kötü niyetli yapıldığının da ispat edilemediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
Dava, TPMK YİDK kararının iptali ile davalı marka başvurusunun tescili hâlinde markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.Mülga 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi.
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.