Esastan ret, kabul
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında imzalanan genel kredi sözleşmesine istinaden kullandırılan kredinin teminatı olan taşınmazın satışa konu edildiğini, alıcının bankası tarafından 17.02.2017 tarihinde satış tutarının müvekkilinin hesabına aktarıldığını, davalı bankanın hesaba aktarılan bu parayı dahi kötü niyetli bir biçimde ve bir kaç gün daha fazla faiz alabilmek adına 17.02.2017 tarihinde değil, 20.02.2017 tarihinde kredi borcuna mahsuben aldığını, 17.02.2017 tarihinde anapara bakiyesi 1.993.941,62 TL olup davalı bankanın bu tutarda alacağa karşılık müvekkili şirketten 2.121.853,78 TL tahsil ederek krediyi kapattığını ve ipoteği fek ettiğini, müvekkili şirketten 127.912,16 TL fazladan tahsilat yaptığını, bu tutarın tahsili için davalı banka aleyhine başlatılan icra takibinin itiraz sonucu durduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına ve %20'den az olmamak üzere inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; tacir olan müvekkili bankanın sözleşme gereği erken ödeme komisyonu talep etme hakkının bulunduğunu, davacının da tacir olup basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğünün olduğunu, haksız şart hükümlerinden faydalanma olanağının bulunmadığını, kredi sözleşmesi şartlarını inceleyerek masraf ve ücretleri bilerek kabul ettiğini ve kredi kullandığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında imzalanan 14.09.2015 tarihli, 4.000.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi uyarınca taksitli ticari kredi kullandırıldığı, davacı tarafından ilk 17 taksitin ödendiği, 16.02.2017 en son 17. taksit ödeme tarihi itibariyle kalan anapara tutarı 1.993,941,63 TL iken kredi borcunun kapatıldığı, erken kapama adı altında fazladan toplamda 49.163,43 TL’nin haksız yere tahsil edildiği, alacak likit olmadığından icra inkar tazminatı koşullarının bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının takibe itirazının kısmen iptali ile takibin 49.269,95 TL üzerinden devamına, takipten sonra asıl alacak olan 49.163,43 TL’ye avans faiz uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin ve icra inkar tazminatının reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; genel işlem şartlarına ilişkin iddialarının değerlendirilmediğini, genel işlem şartlarını barındıran sözleşmenin tek taraflı olarak hazırlandığını, bankaların emsal erken kapama oranları ile ilgili olarak Mahkemece delil toplanmadığını, başka dava dosyalarından muhtelif tarihlerde bir kısım bankalar tarafından bildirilen emsal uygulamaların nazara alınarak rapor hazırlandığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar tacir olup serbest iradeleri ile imzalanan sözleşmenin genel işlem şartlarına aykırılığının ileri sürülemeyeceğini, müvekkili bankanın erken kapama komisyonunun, sözleşmeye, yasaya ve ticari teamüllere dayandığını, hakkaniyet ilkesi çerçevesinde komisyon alındığını, bankaların emsal uygulamaları bakımından yalnızca kamu bankalarının uygulamalarının esas alındığını, bu hususta yeterli araştırma yapılmadan karar verildiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında imzalanan 14.09.2015 tarihli, 4.000.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi uyarınca, davalı tarafından 16.09.2015 tarihinde kullandırılan 2.200.000,00 TL bedelli, 84 ay vadeli, aylık değişken taksit ödemeli toplam 3.636.926,71 TL tutarlı geri ödemeli taksitli ticari kredinin, davacı tarafından ilk 17 taksitinin ödendiği, 16.02.2017 tarihinde kredi borcunun kapatıldığı, dosyada alınan bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere davalı bankanın Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasına bildirdiği kesinti tarihindeki erken kapama oranı %10 olduğu hâlde, %5.90 oranı üzerinden 117.800,00 TL erken ödeme komisyonu ve 5.890,00 TL banka ve sigorta muameleleri vergisi olmak üzere toplam 123.690,00 TL tahsilat yapıldığı sabit olup taksitli ticari krediden dolayı %10 oranı altından ve emsal banka uygulamalarına göre de makul olan %5.90 oranı üzerinden erken komisyon ücreti tahsil edilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurunun ise kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle;
1.Davalı bankanın fahiş erken kapama komisyonu, faiz ve sair istemlerini kabul etmediklerini ihtaren bildirdiklerini, ancak davalı bankanın buna rağmen 117.800,00 TL komisyon, 5.890,00 TL banka ve sigorta muameleleri vergisi ve 4.222,16 TL faiz olmak üzere toplam 127.912,16 TL fazladan tahsilat yaptığını,
2.Taraflar arasında imzalanan 19.04.2015 tarihli genel kredi sözleşmesinin, genel işlem koşulları barındıran, davalı bankanın tek taraflı hazırladığı ve üzerinde pazarlık edilmeden imzalanan bir sözleşme olduğunu,
3.Alınan erken kapama komisyonunun, piyasa ve emsal banka uygulamalarına açıkça aykırı olduğunu, bu minvalde müvekkili şirketin benzer iş yaptığı Yapı Kredi Bankası ve diğer banka uygulamalarının değerlendirilmediğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Dava, taraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşmesi kapsamında alınmış bulunan erken kapama komisyonunun tahsili amacıyla başlatılan takibe yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 20 nci maddesi.
Tacir olan bankanın diğer tacirlere verdiği hizmetler karşılığında, ticari işletmesine ilişkin katlandığı mali riskleri ve gelir/kar kaybını azaltma amaçlı ücret/komisyon talep etme hakkı bulunduğu, bu kapsamda ticari şirkete kullandırdığı 2.200.000,00 TL bedelli, 84 ay vadeli, aylık değişken taksit ödemeli, toplam 3.636.926,71 TL tutarlı geri ödemeli taksitli ticari kredinin davacı tarafından ilk 17 taksitinin ödendiği, taksitli ticari kredinin vadesinden önce ödenmek istenmesi nedeniyle tacir olan taraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşmesi gereğince bankanın erken kapamadan kaynaklanan kar/gelir kaybını kredi kullanana yansıtabileceği, ancak genel kredi sözleşmesinde bu konuda bir oran kararlaştırılmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, davalı banka tarafından yapılan kesintinin emsal bankalara göre daha düşük ya da yüksek oranda uygulanıp uygulanmadığının tespiti bakımından, özel ve kamu bankaları olmak üzere en az beş bankaya sorularak bildirilen komisyon oranlarının ortalaması bulunup davacıya kullandırılan aynı tür kredilerin erken kapatılmasında uygulanan oran belirlenerek oluşacak sonuca göre, bankaca uygulanan komisyon oranı yüksek ise bulunan bu oran dikkate alınarak bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddi doğru görülmemiş, kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacıya iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
15.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.