Davacılar ... ve ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 23/11/2015 gününde verilen dilekçe ile haksız eylem nedeniyle manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 01/07/2016 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.

1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacı ...’in tüm, davacı ...’in aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.

2- Davacı ...’in diğer temyiz itirazlarına gelince;
Dava, haksız eylem nedeniyle uğranılan manevi zararın tazminine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, davalının sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı araç ile müvekkillerinden ...'in sevk ve idaresindeki... plaka sayılı motosikletin şeridine girmek ve şeridini kapatmak suretiyle trafik kazasına sebebiyet verdiğini, kaza sonucunda müvekkillerinden Mustafa’nın ağır yaralandığını, organlarından birinin sürekli zayıfladığını ve ancak tedavi ile çocuk sahibi olabileceğini, davaya konu olayda davalının asli ve tek kusurlu, müvekkillerinden ...'in ise kusursuz olduğunun tespit edildiğini belirterek karı-koca olan müvekkilerinin uğradığı manevi zararın tazmini isteminde bulunmuştur.
Davalı vekili, müvekkilinin kusurunun olmadığını, davacı ...’in kendi kusuruyla dava konusu olaya sebebiyet verdiğini belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Borçlar Kanunu'nun 47 (TBK 56) maddesi gereğince hakimin, özel durumları göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Takdir edilecek bu tutar, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir işlevi (fonksiyonu) olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek tutar, var olan durumda elde edilmek istenilen doyum (tatmin) duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 gün ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı .
Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel durum ve koşullar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde nesnel (objektif) ölçülere göre uygun bir biçimde göstermelidir.
Dosya kapsamından, olayın oluş şekli, davacı ...’in yaralanma derecesi, tarafların kusur durumu, paranın satın alma gücü ve yukarıdaki ilkeler nazara alındığında, davacı ... yararına hükmedilen manevi tazminat miktarı azdır. Daha üst düzeyde manevi tazminata hükmedilmelidir. Kararın bu nedenle davacı ... yararına bozulması gerekmiştir.

Temyiz edilen kararın yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı ... yararına BOZULMASINA, davacı ...’in tüm, davacı ...’in diğer temyiz itirazlarının (1) sayılı bentte gösterilen nedenlerle reddine ve davacı ...'den peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 14/11/2019 gününde oy birliğiyle karar verildi.