1-a) Katılan-sanık ... müdafiinin yasal süresinde verdiği 21/10/2011 tarihli süre tutum dilekçesi ile hükmü sadece sanık müdafii sıfatıyla temyiz ettiği
anlaşılmakla, yasal süreden sonra katılan sıfatıyla 21/11/2011 tarihinde yaptığı temyiz isteminin, CMUK.nun 317. maddesi uyarınca reddine karar verilmiştir.
b) Sanıklar Taner ve Adil'in kasten yaralama suçları yönünden; Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 12/02/2008 gün ve 2008/3-25-22 sayılı kararında açıklandığı üzere, sanıkların suçta kullandıkları sert cisimlerin doğurduğu sonuçlar gözetildiğinde sopanın saldırı ve savunmada kullanılmaya elverişli mahiyette olduğu anlaşılmakla, 5237 sayılı TCK.nun 6. maddesi 1/f fıkrası kapsamında silah olarak kabulü ile tayin olunan temel cezadan suçun silahla işlenmesi nedeniyle aynı yasanın 86/3-e maddesi uyarınca artırım yapılması gerektiğinin düşünülmemesi,
c) 09/11/2007 tarih ve 368/334 sayılı karar ile kurulan ilk hükümde sanık ... hakkında mağdurlar ... ve Fahriye'ye yönelik kasten yaralama suçlarından 11 ay 7 gün hapis cezası tayin edildiği halde, bozma sonrasında kazanılmış hakkından bahisle cezanın 11 ay 7 gün yerine 9 ay 10 gün hapis cezasına indirilmesi,
Aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
2) Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanık ...'in kasten öldürme, mağdurlar ..., ... ve Sıtkı'yı kasten yaralama, sanık ...'in mağdurlar ..., Alaaddin ve Murat'ı kasten yaralama suçlarının sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde suçların nitelikleri tayin, takdire ilişen cezayı azaltıcı sebebin niteliği takdir kılınmış, savunmaları inandırıcı gerekçelerle değerlendirilip reddedilmiş, incelenen dosyaya göre bozmaya uyularak verilen hükümlerde eleştiri ve düzeltme nedenleri dışında isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık ... müdafiinin duruşmalı incelemede ve temyiz dilekçesinde meşru savunmaya, suç niteliğine, haksız tahrik hükümleri ile TCK.nun 50,51 ve CMK.nun 231. maddelerinin uygulanması gerektiğine vesaireye, sanık ... müdafiinin eksik soruşturmaya, delillerin hatalı takdir edildiğine, TCK.nun 51 ve CMK.nun 231. maddelerinin uygulanması gerektiğine vesaireye yönelen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle,
CMUK.nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak;
a) Sanıklara sonuç ceza tayin edilirken 5320 sayılı Yasanın 8.maddesi
uyarınca halen yürürlükte olan 1412 sayılı CMUK.nun 326/son maddesi yerine 5271 sayılı CMK.nun 307/4. maddesi gereğince hüküm kurulması yasaya aykırı ise de, bu husus yeniden yargılama yapmayı gerektirmediğinden, hüküm fıkrasının ilgili bölümlerindeki " ... CMK.nun 307/4.maddesi. .. " ibaresinin, "CMUK.nun 326/son maddesi" olarak değiştirilmesine,
b) Sanıklar hakkında verilen cezalarda, hak yoksunlukların uygulanmasına karar verilirken, sanıkların TCK.nun 53/1-c bendinde yer alan kendi alt soyu
üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından şartlı salıverilme tarihine kadar, aynı maddenin 1-a,b,c,d ve e bendindeki diğer haklardan cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmalarına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi yasaya aykırı olup, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, hak yoksunluklarının uygulanmasına ilişkin hüküm fıkrasının ilgili bölümlerinin hükümden çıkarılarak, yerine, "Sanık hakkında kasten işlediği suçtan ötürü hapis cezasına hükmedildiğinden, TCK.nun 53/1-a,b,c,d,e bentlerindeki haklardan cezasının infazı tamamlanıncaya kadar, aynı fıkranın c bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine kadar yoksun bırakılmasına," ibaresinin eklenmesine,
Karar verilmek suretiyle DÜZELTİLEN, kısmen re'sen de temyize tabi hükümlerin kısmen tebliğnamedeki düşünce gibi (ONANMASINA), 26/11/2012 gününde oybirliği ile karar verildi.
26/11/2012 gününde verilen işbu karar Yargıtay Cumhuriyet Savcısı ...'ın huzurunda ve duruşmada savunmasını yapmış bulunan sanık ... müdafii Avukat ...'ın yokluğunda 29/11/2012 gününde usulen ve açık olarak anlatıldı.