İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Samsun 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 25.12.2018 tarihli 2018/348 Esas ve 2018/489 sayılı kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütü kurma veya yönetme suçundan 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesi ikinci fıkrası (e) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir.
2. Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 28.02.2019 tarihli ve 2019/256 Esas, 2019/250 sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 17.10.2021 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz istemi; sanık ...'ın 2012 yılından başlayarak 2016 yılına kadar terör örgütüyle iltisaklı olan Bafra Cihan Medya Dağıtım Şirketinde örgüte ait gazete ve dergilerin dağıtım işinde çalıştığı, sanığın terör örgütünün finans kaynağı olan Bank Asyada eskiye dayalı herhangi bir hesabı olmamasına rağmen özellikle terör örgütü liderinin Bank Asyaya sahip çıkılması, para yatırılması talimatını verdiği tarihten sonra ilk kez 04.02.2015 tarihinde 372 ... vadeli 6.000 TL'lik Bank Asyada katılım hesabı açtığı, sanığın HTS kayıtlarında örgütle irtibatlı kişilerle sıkça görüştüğünün anlaşılması karşısında sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğine ilişkindir.
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Her ne kadar sanık hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması amacıyla kamu davası açılmış ise de; sanığın örgüt içi haberleşme programlarını kullandığına dair herhangi bir tespitin olmadığı, sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütüyle iltisaklı kapatılan herhangi bir dernek, vakıf veya sendikaya üye olduğuna dair tespitin bulunmadığı, sanık aleyhinde tanık beyanının bulunmadığı, sanığın Bank Asyada 2012 yılında açılmış hesabının bulunduğu ve 04.02.2015 tarihinde 6000 TL tutarında katılım hesabı açtığı ancak bu hesabını 11.03.2015'te kapattığı, devamında şüpheli bir hesap hareketine de rastlanmadığı, sanık beyanlarında fındıktan gelen parayı bankasyada ki hesabına yatırdığını, talimatla para yatırmadığını beyan ettiği, dolayısıyla sanığın talimatla hareket ettiğine ilişkin mahkememizde her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı bir kanaat oluşmadığından bu hususun hükme esas alınmadığı, dosya kapsamında sanığın söz konusu örgüte üye olduğunu gösterecek şekilde süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerine ilişkin mahkumiyetine yeterli delillerin bulunmadığı, durum karşısında sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğine dair cezalandırılmasına yeterli her türlü şüpheden arınmış, kesin, somut ve tam inandırıcı delil elde
edilemediği anlaşılmakla, yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle CMK'nın 223/2-e maddesi gereğince sanığın beraatine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik bulunmadığı belirlenmiştir.
Ayrıntıları (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 2017/1809 Esas ve 2017/5155 sayılı kararında ve Dairemizce de benimsenen, istikrar kazanmış yargısal kararlarda açıklandığı üzere: Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ; canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.
Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir (Evik, Cürüm İşlemek İçin Örgütlenme, s. 383 vd.).
Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin "suç işlemek amacı" olması aranır (... Özel Kısım s. 263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt s. 28, Özgenç Genel Hükümler s. 280).
BDDK’nın 29.05.2015 tarihli kararı ile temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilen ve 22 Temmuz 2016 tarihli kararı ile de 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 107 nci maddesinin son fıkrası gereğince faaliyet izni kaldırılıncaya kadar yasal bankacılık faaliyetlerine devam eden, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı ... Katılım Bankası AŞ'de gerçekleştirilen mutad hesap hareketlerinin örgütsel faaliyet ya da örgüte yardım etmek kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilip, örgüt liderinin talimatı üzerine örgütün
amacına hizmet eden ve bankanın yararına yapılan ödeme ve sair işlemlerin, örgüte üye olmak suçu bakımından örgütsel faaliyet, tek başına ise örgüte yardım etmek olarak kabul edilebileceği belirlenmiştir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde:
Nihai amacı, Devletin Anayasal nizamını cebir ve şiddet kullanarak değiştirmek olduğu anlaşılan FETÖ/PDY terör örgütünün başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanının büyük bir kesimince de böyle algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören fakat sözde meşruiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce ulaşıncaya kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında, bilirkişi raporuna, sanık savunmasına ve tüm dosya kapsamına göre; sanığın ... Katılım Bankası A.Ş nezdinde 2012 yılında açılmış hesabının bulunduğu ve 04.02.2015 tarihinde 6.000 TL tutarında katılım hesabı açtığı, ancak bu hesabını 11.03.2015'te kapattığı, devamında şüpheli bir hesap hareketine de rastlanmadığı anlaşılmakla sanığın üzerine atılı suç yönünden terör örgütü talimatıyla hareket ettiğine ilişkin kesin ve inandırıcı delil elde edilememiş olmasına nazaran, müsnet suçun sanık tarafından işlendiğinin ispat edilemediğinin ilgili ve yeterli gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olmakla incelenen hükümde hukuka aykırılık saptanmamıştır.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 28.02.2019 tarihli ve 2019/256 Esas, 2019/250 sayılı kararında Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Samsun 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
14.03.2023 tarihinde karar verildi.