Davacılar ... ve diğerleri vekili Avukat ... tarafından, davalılar Halkbank AŞ ve ... aleyhine 10/07/2014 gününde verilen dilekçe ile trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle alacak istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 15/06/2016 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davalı ... AŞ vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, trafik kazası sonucu oluşan ölüm olayı nedeniyle faiz alacağı istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; karar, davalı ...vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacılar vekili; davalı ... AŞ’ye ait aracı kullanan diğer davalı sürücü ...'nin sebep olduğu trafik kazasında müvekkillerinin desteklerinin hayatlarını kaybettiğini, olay nedeniyle müvekkillerinin davalılar aleyhine açtıkları maddi ve manevi tazminat davasının kabul edildiğini ve onanarak kesinleştiğini, kesinleşen bu davaya ait dava dilekçesinde sehven faiz talebinde bulunulmadığını ancak fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmuş olduklarını, bu nedenle kesinleşen ilam ile hak kazandıkları maddi ve manevi tazminata ilişkin işlemiş yasal faizin davalılardan tahsili isteminde bulunmuştur.
Davalı ... AŞ vekili ve diğer davalı ...; davanın reddedilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, faizin fer'i alacaklardan olduğu, açılan dava ile birlikte istenebileceği gibi ayrı bir dava ile de istenebileceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya kapsamından, Torul Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/137 esas ve 2013/6 karar sayılı ilamında davacılar lehine 296.814,31 TL maddi tazminat ile 116.000,00 TL manevi tazminata hükmedildiği, faiz talep edilmediğinden faiz yönünden hüküm kurulmadığı, kararın, Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 04/03/2014 tarihli ilamı ile onanmasına karar verildiği, aynı Dairenin 02/12/2014 tarihli ilamı ile karar düzeltme talebinin reddine karar verilerek, işbu kararın 02/12/2014 tarihinde kesinleştiği, davacıların ilâmlı icra takibi yapması üzerine davalı ... AŞ tarafından Gümüşhane İcra Dairesinin 2011/595 sayılı icra dosyasına 07/07/2014 tarihinde 655.013,20 TL ödeme yapıldığı ve davacılar tarafından ödeme sırasında ihtirazi kayıt konulmadan 08/07/2014 tarihinde alacağın tahsil edildiği, anılan İcra Dairesince, takibe konu alacağın fer’ileri ile birlikte tamamı tahsil edildiğinden takip dosyasının infaz nedeniyle 08/07/2014 tarihinde işlemden kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
818 Sayılı BK'nun 113/2. maddesi (TBK'nun 131/2) "Evvelce işleyen faizleri talep hakkının mahfuz bulunduğu beyan edilmiş veya hal icabından neşet eylemiş olmadıkça bu faizler talep olunamaz.'' hükmünü amirdir.
Faiz, asıl alacağın bir bölümü olmayıp, asıl alacağa bağlı fer’i nitelikte bir haktır. Borçlar Kanununun 113. maddesi uyarınca, asıl alacak sona erince fer’i haklar da sona ermiş sayılır. Faiz, asıl alacağa bağlı olmasına rağmen, asıl alacaktan ayrı olarak dava veya takip konusu edilebilir. Asıl alacak için açılan davada faize ilişkin hakkın saklı tutulmamış olması, daha sonra faiz için ayrı bir dava açılmasına engel teşkil etmez. Ancak, faiz isteğinin ayrı bir davaya konu yapılması halinde, dava tarihi itibariyle asıl alacağın ödenmemiş olması, ödenmiş ise de ihtirazi kayıt konulması şarttır. Aksi halde faiz alacağı da sona ermiş sayılır.
Şu durumda, davanın açıldığı 10/07/2014 tarihinden önce 07/07/2014 tarihinde, asıl alacağın ödendiği ve davacılar(alacaklılar) tarafından ihtirazi kayıt konulmadan alacağın 08/07/2014 tarihinde tahsil edildiği anlaşıldığına göre, istemin reddine karar verilmesi gerekirken kabulü yerinde olmamış, bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.
Temyiz olunan kararın, yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 14/11/2019 gününde oy birliğiyle karar verildi.