SUÇTAN ZARAR GÖREN: İçişleri Bakanlığı

SUÇLAR: Kamu malına zarar verme, görevi yaptırmamak için direnme, hakaret

HÜKÜMLER: Mahkûmiyet

Gölbaşı(Ankara) Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.05.2015 tarihli ve 2015/149 Esas, 2015/296 Karar sayılı kararının, sanık tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde;

1-Katılan sıfatını alabilecek şekilde atılı suçtan zarar gören ve davaya katılma hakkı bulunan İç İşleri Bakanlığının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi uyarınca yasa yollarına başvurma hakkının bulunduğu, İç İşleri Bakanlığına kovuşturma evresinde yöntemine uygun şekilde 5271 sayılı Kanun'un 234/1-b-1. maddesi uyarınca duruşma gününü bildiren tebligatın yapılmadığı, bu nedenle sanık hakkında açılan davadan usûlüne uygun olarak haberdar edilmediği ve davaya katılabilmesi için olanak tanınmadığının anlaşılması karşısında, yasa yollarına başvurma hakkı bulunan ve yokluğunda hüküm verilen şikâyetçi kuruma hükmün tebliğinin gerektiği gözetilerek, gerekçeli kararın şikâyetçi kuruma usûlüne uygun olarak tebliğ edilmesi, tebligat belgesi ve sunması halinde temyiz dilekçesi de eklenerek, ek tebliğname düzenlendikten sonra incelenmek üzere iadesinin mahallince sağlanması için dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine,
2- 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10/2. fıkrasının, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, önce bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından, tebligata, Tebligat Kanunu'nun 23/1-8 ve Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği gözetilmeksizin, temyiz dışı sanık ...'in yokluğunda verilen hükmün sanığın doğrudan MERNİS adreslerine çıkarıldığı anlaşılmakla, “MERNİS adresi” ibaresi ile çıkarılan tebligat işlemlerinin usûle aykırı olmasından dolayı, gerekçeli kararın usûlüne uygun olarak (öncelikle bildirdikleri en son adreslerine tebliğ yapılması, bu adreste tebligat yapılamaması halinde güncel MERNİS adreslerine tebliğ yapılmak suretiyle) tebliği ile buna ilişkin belgeler ve sunulması halinde temyiz dilekçesi de eklendikten ve bu konuda ek Tebliğname düzenlenmesinden sonra dava dosyasının, geri gönderilmek kaydıyla, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.03.2023 tarihinde oy birliğiyle, karar verildi.