İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Çorum 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 02.10.2018 ... ve 2017/1004 Esas, 2018/454 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 5 inci maddesinin birinci fıkrası ve 5327 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca 6 yıl 10 ay 15 ... hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 11.03.2019 ... ve 2018/808 Esas 2019/302 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık ve midafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.

3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 15.10.2021 tarih ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdii olunmuştur.

Sanık müdafiinin temyiz istemi özetle, sanığın açmış olduğu Bank ... hesabını savunmasında dile getirdiği gibi Bank ... tarafından verilen ev ilanı üzerine ev almak için eşinin talimatıyla açtığına, sanığın bütün aşamalarda ByLock kullanıcısı olmadığını ısrarla ve samimiyetle dile getirdiğine ve dosyada mevcut ByLock kayıtları örgütsel bir ilişkiyi kanıtlar nitelikte olmadığına, örgütten gönderilmiş talimat ya da örgüte aidiyet içeren bir mesaj içermediğine, ByLock hesabına ilişkin bilirkişi incelemesi yaptırılmamasının adil yargılanma hakkını kısıtladığına ve sair hususlara ilişkindir.
Sanığın müdafiinin temyiz istemi özetle, suçun unsurlarının oluşmadığı, ByLock yükleyip kullanmadığına, bu hususun teknik verilerle desteklenmediğine, Bank ... hesabı üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmadığına, mahrem yapılanmaya ilişkin tespitin mahkemede yüzüne okunmadığına, hakkaniyete aykırı olarak teşdit uygulandığınave sair hususlara ilişkindir.

Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanığın ByLock kullanıcısı olduğunun tespit edildiği, her ne kadar sanık ByLock programını kullanmadığını söylemiş ise de eşi adına kayıtlı 0505 (...) (..) (..) numaralı hattı kendisinin kullandığını kabul etmiştir. Yine yapılan açık kaynak araştırmalarında hattın sanık tarafından kullanıldığı sabittir. Ayrıca BTK yazı cevapları incelendiğinde HTS kayıtları ile GGNAT kayıları arasında baz verilerinin uyumlu olduğu görülmüştür.Yine sanığa ait ByLock tespit ve değerlendirme tutanağı ile söz konusu programın sanık tarafından kullanıldığına ilişkin ByLock kullanım veri analiz tutanağı ve ByLock içerik inceleme tutanağı ile 09.03.2018 tarihli F.K.'ye ait ByLock içeriğinde sanığın ekli olması hep birlikte değerlendirildiğinde suçtan kurtulmaya yönelik savunmalara itibar edilmemiştir. Sanığın silahlı terör örgütü FETÖ /PDY ile iltisaklı bulunan Bank ... isimli bankanın müşterisi olduğu, 2013 yılı aralık ayı bakiyesinin bulunmadığı, FETÖ/PDY terör örgütü lideri Fetullah Gülen'in 25.12.2013 tarihinde bankaya yönelik yaptırımlar nedeni ile bankaya para yatırın talimatı üzerine sanık tarafından hesabındaki rutin hareket dışında 09.09.2014 tarihinde 29755 TL ve 11.09.2014 tarihinde 29550 katılım hesabı açarak para yatırdığı, her ne kadar sanık savunmasında yatırmış olduğu bu parayı talimat gereği yatırmadığını iddia etmiş ise de, sanığın talimat öncesi hesabının olmamasına rağmen talimatın verildiği tarihin hemen ardından Türkiye genelinde yoğun hesap hareketliliğinin yaşandığı dönemde sanık tarafından rutin dışı olarak hesap açılması ve para arttırımı yapılması yine yukarıda sayılan eylemlerle birlikte değerlendirildiğinde sanığın talimat gereği para yatırdığının kabulünü gerektirdiği, yine yukarıda bahsi geçen yargıtay kararı çerçevesinde sanığın bu eyleminin örgütsel faaliyet çerçevesinde değerlendirilmesinin gerektiği mahkememizce kabul edilmiştir. Sanığın muhtemel cezadan kurtulmak için suçtan kurtulmaya yönelik beyanlarda bulunması karşısında sanığın yukarıda açıklandığı şekilde örgüt faaliyetlerinde bulunduğu bu şekli ile sanığın terör örgütüne aidiyet duygusu içerisinde örgütün emir ve talimatlarını sorgulamadan yerine getirdiğinin anlaşıldığı, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde sanığın çeşitlilik, süreklilik ve yoğunluk gösteren eylem ve faaliyetlerinin terör örgütü üyeliği boyutuna ulaştığı, suçun işleniş şekli ve işlenişindeki özellikler, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı göz önünde bulundurularak, sanığın cezası belirlenirken alt sınırdan uzaklaşmak gerektiği kanaatine varılarak; sanığın üzerine atılı terör örgütü üyeliği suçunu işlediği anlaşılmakla sanığın eylemlerine uyan 5237 sayılı TCK'nın 314/2,3713 sayılı Kanun'un 5/1 maddesi uyarınca cezalandırılmasına, sanığın TCK'nun 53 maddesi uyarınca belirli haklardan yoksun bırakılmasına, sanık hakkında TCK'nın 58/9 maddesi uyarınca tekerrür hükümlerinin uygulanmasına, sanığın göz altında ve tutuklulukta geçirdiği sürelerin mahkeme tarafından hükmolunan cezadan TCK'nun 63 maddesi uyarınca mahsubuna, karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak hüküm kurulmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

Yapılan inceleme neticesinde; dosyada bulunan ByLock tespit değerlendirme tutanağı ve alınan bilirkişi raporu kapsamında ByLock kullanıcısı olduğu tespit edilen, eşi hakkında düzenlenen veri inceleme raporunda örgüt yapılanması içinde yer aldığına yönelik tespit bulunan sanığın örgüt hiyerarşisine girdiği ve bu kapsamda çeşitlilik, yoğunluk ve süreklilik arz eden faaliyetleri gözetildiğinde;Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, bir bütün olarak değerlendirildiğinde sanığın örgütün hiyerarşik yapısına dahil olduğu anlaşılmakla sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü sair nedenler yerinde görülmediği, ancak;
TCK'nın 61 inci maddesinde düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle, 3/1 inci maddesinde düzenlenen orantılılık ilkesi çerçevesinde; suçun işleniş biçimi, işlenmesinde kullanılan araçlar, işlendiği zaman ve yer, konusunun önem ve değeri, meydana getirdiği zarar ve tehlikenin ağırlığı ile sanıkların kasta dayalı kusurunun ağırlığı, güttüğü amaç ve saikleri de göz önünde bulundurularak hukuka, vicdana, dosya kapsamına uygun olarak makul bir cezaya hükmedilmesi gerekirken silahlı terör örgütüne üye olma suçunun unsurları teşdit sebebi kabul edilmek suretiyle 5237 sayılı TCK'nın 61/3 maddesine muhalefet edilerek yazılı gerekçe ile fazla ceza tayini nedeniyle hükümde hukuka aykırılık bulunmuştur.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 11.03.2019 ... ve 2018/808 Esas 2019/302 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Çorum 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
14.03.2023 tarihinde karar verildi.