Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının 18.02.2016 tarihli iddianamesi ile sanığın 16.02.2016 günü saat 20.05 sıralarında Kayseri Tren Garı bekleme salonuna gelerek burada şikâyetçinin koltuğun üzerine bırakmış olduğu çantasının içindeki cüzdanı çaldığı esnada suç anını kamera görüntülerinden gören güvenlik görevlileri tarafından yakalanması şeklinde meydana gelen eylem nedeniyle hırsızlık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142/1-c, 35,143,53/1. maddeleri uyarınca cezalandırılması talebiyle açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda Kayseri 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.06.2016 tarihli ve 2016/157 Esas, 2016/580 Karar sayılı kararı ile sanığın hırsızlık suçundan 5237 sayılı Kanun'un 142/2-h, 143,35/2,62 ve 53/1. maddeleri uyarınca 1 yıl 6 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
Sanık müdafîinin temyiz nedenleri;
1.Eylemin 5237 sayılı Kanun'un 142/1-c maddesinde düzenlenen suçu oluşturduğuna;
2.Sanık lehine erteleme hükümlerinin uygulanmadığına,
3.Suçun zorunluluk nedeniyle işlendiğine,
4.Suç konusunun ekonomik değerinin düşük olduğuna,
5.Suçun gece işlenmesi nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 143. maddesinin uygulanmasının hatalı olduğuna,
İlişkindir.
1.16.02.2016 günü saat 20.05 sıralarında sanığın Kayseri Tren Garı içerisindeki bekleme salonunda, şikâyetçinin koltuğa koymuş olduğu çantasını karıştırarak içinde TCDD Sosyal Tesis Giriş Kartı, nüfus cüzdanı, banka kartı ve organ bağış kartı bulunan cüzdanı çaldığı, olayı güvenlik kamerasından gören güvenlik görevlilerinin bekleme salonundan çıkarken sanığı yakaladığı, sanığın yakalanmadan hemen önce elinden atmış olduğu cüzdanın eksiksiz olarak şikâyetçiye teslim edildiği anlaşılmıştır.
2. Sanığın hazırlık aşamasındaki savunmalarında uzun süredir işsiz olması ve aç kalması, mahkeme huzurundaki savunmasında da geliri olmaması ve eşinin diyaliz hastası olması sebebiyle eylemi gerçekleştirdiğini, pişman olup cüzdanı iade edecekken yakalandığını beyan ettiği görülmüştür.
3.16.02.2016 tarihli Görgü Tespit Tutanağı ve Olay Yeri Basit Krokisi içeriği ve dosya kapsamından eylemin gerçekleştiği yerin bina niteliğindeki tren garı olduğu anlaşılmıştır.
4. UYAP sisteminden elde edilen verilere göre suç tarihinde güneş batış saatinin 17.20 olduğu tespit edilmiştir.
5. Şikâyetçi ile tanıkların beyanları dosya kapsamı ile uyumludur.
1.Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 28.02.2017 tarihli ve 2016/2-833 Esas ve 2017/115 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, 28.06.2014 tarihinde yayınlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile 5237 sayılı Kanun'un 142/1-c maddesindeki “Halkın yararlanmasına sunulmuş ulaşım aracı içinde veya bunların belli varış veya kalkış yerlerinde bulunan eşya hakkında” cümlesinde herhangi bir değişiklik yapılmamış olsa bile kalkış ve varış yerlerinin aynı zamanda bina vasfında olması halinde bir fiille iki ayrı bendin (142/1-c ve 142/2-h) ihlâl edilmesi nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 44. maddesi gereği daha ağır cezayı öngören 142/2-h maddesi uyarınca hüküm kurulmasında hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2."Sanığın etkin pişmanlık göstererek bir daha suç işlemeyeceği yönünde mahkememizde olumlu kanaat oluşmaması" şeklindeki hukukî gerekçe ile sanık hakkında hükmolunan hapis cezasının ertelenmesine yer olmadığına karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
3.Zorunluluk halini düzenleyen 5237 sayılı Kanun'un 147. maddesinin gerekçesinden, hırsızlık suçunun ağır ve acil bir ihtiyacı karşılamak için işlenmesi halinde anılan maddenin uygulanabileceği anlaşılıp, olayın oluş şekline göre sanığın işsiz olması ve karnının aç olması gerekçeleriyle savunduğu eylemi zorunluluk hali kapsamında değerlendirilemeyeceğinden sanık müdafiinin bu yöndeki temyiz talebi reddedilmiştir.
4.Şikâyetçiye ait nüfus cüzdanının, banka kartının, TCDD Sosyal Tesisi Giriş Kartının ve organ bağışı kartının bulunduğu cüzdanın çalınması şeklinde gerçekleşen somut olayda; yerleşik Yargıtay uygulamaları uyarınca, nüfus cüzdanı, ehliyet, pasaport, sınav belgesi, araç plakası, kredi ya da bankamatik kartı ve benzeri eşya hırsızlık suçunun konusu olduğu takdirde, fiziki (Maddi) değer dışında, bunların yeniden temini için şikâyetçi tarafından harcanacak olan emek ve mesai göz önüne alınarak değer azlığı indirimi uygulanmayacağı görüşünün benimsendiği dikkate alındığında sanık hakkında TCK’nın 145. maddesinin uygulanması şartlarının oluşmadığı anlaşılmıştır.
5. 5237 sayılı Kanun'un 143. maddesinde suçun işlendiği mekanın aydınlatması ya da sanığın teşhisinin güç ya da kolay olup olmaması bakımından bir ayrım yapılmayıp, aynı Kanun'un 6/1-e maddesinde "güneşin batmasından bir saat sonra başlayan ve doğmasından bir saat evvele kadar devam eden zaman süresi" şeklinde öngörülen zaman dilimi içerisinde işlenen suçlar bakımından uygulama alanı bulunduğu anlaşıldığından sanık müdafiinin suçun gece işlendiği gerekçesi ile ceza miktarının arttırılmasının kanun mantığı ile bağdaşmadığına dair temyiz sebebi de reddedilmiştir.
6. Sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 142/2-h maddesinde düzenlenen "herkesin girebileceği bir yerde bırakılmakla birlikte kilitlenmek suretiyle ya da bina veya eklentileri içinde muhafaza altına alınmış olan eşya hakkında hırsızlık" suçundan mahkûmiyet hükmü kurulduğu halde gerekçeli karar başlığında suç türünün "Ulaşım araçlarının belli varış veya kalkış yerlerinde bulunan eşya hakkında hırsızlık" olarak yazılması mahallinde giderilebilir maddi hata olarak değerlendirilmiştir.
7. 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinde öngörülen hak yoksunlukları uygulanırken, 15.04.2020 gün ve 31100 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10. maddesi ile TCK’nın 53. maddesinde yapılan değişikliğin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
8. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Kayseri 6. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 08.06.2016 tarihli ve 2016/157 Esas, 2016/580 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, ONANMASINA, dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.