Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 26.10.2015 tarihli ve 2015/40199 Esas, 2015/32082 İddianame numaralı iddianamesi ile sanık hakkında şikâyetçiye yönelik mala zarar verme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 151/1 maddesi gereğince cezalandırılmasına, aynı Kanun'un 53/1 maddesi gereğince hak yoksunluklarının uygulanmasına ve aynı Kanun'un 58. maddesi gereğince cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesi istemiyle kamu davası açılmıştır.

2.İstanbul 9. Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.04.2016 tarihli ve 2015/541 Esas, 2016/198 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında mala zarar verme suçundan 5237 sayılı Kanun'un 151/1 maddesi uyarınca 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun'un 53/1 maddesi uyarınca hak yoksunluklarının uygulanmasına ve aynı Kanun'un 58. maddesi gereğince cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.

Sanığın temyiz isteği; hakkında verilen hapis cezasını temyiz etme iradesinden ibarettir.

Suç tarihinde, saat 03.30 sıralarında, ring görevini ifa eden emniyet güçlerinin park halindeki 34 HM 8224 plakalı araç etrafında üç şahsı görmeleri üzerine şahısların yanına yaklaştığı, sanık ..., suça sürüklenen çocuklar Mehmet Emin Gülbaş ve İdris Karaatay olduğunu gördüğü, şahısların tedirgin hareketler sergilemeleri üzerine aracın anahtarının şahıslarda olduğunun tespit edilmesi üzerine aracın yapılan sorgusunda rent a car yöntemi ile kiralandığının tespit edildiği, bir süre sonra kıyafetleri tozlu ve bazı yerleri yırtılmış olduğu halde suça sürüklenen çocuk Mert Zengin'in de bu şahısların yanına gelmesi üzerine, son zamanlarda artan tekel büfelerinden hırsızlık olayları nedeniyle etrafta yapılan araştırmalar ve bulunan kamera kayıtlarının izlenmesi sonucu şikâyetçiye ait aile bakkaliyesinin otomatik kepenklerinin zorlanarak sanık ... ve suça sürüklenen çocuklar tarafından açılmaya çalışıldığı ancak şahısların emniyet görevlilerini görmeleri üzerine eylemlerini tamamlayamadıkları ve eylemin teşebbüs aşamasında kaldığı, bu suretle sanığın, yaşlarının küçük olması nedeniyle yargılamaları ayrı yürütülen suça sürüklenen çocuklar ile birlikte fikir ve eylem birliği içerisinde atılı hırsızlık ve iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçlarına teşebbüs ettiği belirlenerek hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 21.03.2014 tarihli ve 2014/15554 Esas, 2014/4102 İddianame numaralı iddianamesi ile hırsızlık ve iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçlarından açılan davanın yargılaması neticesinde, İstanbul 20. Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.06.2015 tarihli ve 2014/119 Esas, 2015/290 Karar sayılı kararı ile hüküm kurulurken, şikâyetçinin iş yeri kepenginin zorlanarak zarar verilmiş olduğu tespit edilip, mala zarar verme suçundan suç duyurusunda bulunulduğu ve buna istinaden incelemeye konu davanın açıldığı anlaşılmıştır.

5237 sayılı Kanun’un 53. maddesinde öngörülen hak yoksunlukları uygulanırken, 15.04.2020 gün ve 31100 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10. maddesi ile 5237 sayılı Kanun’un 53. maddesinde yapılan değişikliğin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.

Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul 9. Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.04.2016 tarihli ve 2015/541 Esas, 2016/198 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak ONANMASINA, dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.