SUÇLAR: Hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlâli
Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Muş Cumhuriyet Başsavcılığının 09.03.2016 tarihli ve 2016/348 Esas, 2016/303 İddianame numaralı iddianamesi ile sanık hakkında mağdura yönelik hırsızlık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142/2-h maddesi ve konut dokunulmazlığının ihlâli suçundan 5237 sayılı Kanun'un 116/1. maddesi gereğince cezalandırılmasına, aynı Kanun'un 53/1. maddesi gereğince hak yoksunluklarının uygulanmasına karar verilmesi istemiyle kamu davaları açılmıştır.
2.Muş 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.06.2016 tarihli ve 2016/245 Esas, 2016/444 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında hırsızlık suçundan 5237 sayılı Kanun'un 142/2-h ve 62. maddeleri uyarınca 4 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun'un 53/1. maddesi uyarınca hak yoksunluklarının uygulanmasına, konut dokunulmazlığının ihlâli suçundan ise 5237 sayılı Kanun'un 167. maddesi uyarınca şikâyetten vazgeçme nedeniyle kamu davasının düşmesine karar verilmiştir.
1.O yer Cumhuriyet savcısının temyiz isteği, mağdur ile sanığın amca çocukları olması nedeniyle suçun 5237 sayılı Kanun'un 167. maddesi kapsamına girmediğine, üstelik tarafların aynı konutta beraber de yaşamadıklarına, diğer taraftan 5237 sayılı Kanun'un 142/4. maddesi gereğince hırsızlıkla beraber işlenen konut dokunulmazlığının ihlâli suçunda şikâyet şartının aranmayacağına, bu nedenle sanık hakkında konut dokunulmazlığının ihlâli suçundan da mahkûmiyet kararı verilmesi gerekirken düşme kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
2.Sanığın temyiz isteği ise, mağdur ... ile amca kızı olup evlerinin yan yana olduğuna, gerek amca kızı olmaları gerekse çok yakın komşu olmaları sebebiyle acil durumlarda müdahale etmek için evlerinin anahtarlarının sürekli birbirlerinde bulunduğuna, olay günü de bu anahtar ile evi kontrole gittiğine, evde bulunan cep telefonu elinde iken lavabo ihtiyacı için tuvalete girdiği sırada telefonu elinden düşürdüğüne ve bir daha geri alamadığına, bu nedenle üzerine atılı suçların oluşmadığına, hakkında hükmedilen cezanın ağır olduğuna ve lehine olan hükümlerin uygulanmadığına ilişkindir.
Mağdura ait Samsung marka cep telefonunun, olay günü belirlenemeyen bir zaman diliminde ikametinden çalındığı, olayın ihbarı üzerine suça konu telefonun imei numarası üzerinden yapılan sorgulama neticesinde, olay günü akşamından itibaren sanığa ait hat ile kullanıldığının tespit edildiği, mağdurun amcasının kızı olan sanığın, komşuları olan amcasının ikametinin yedek anahtarının kendilerinde bulunduğunu, bu anahtar ile eve girerek mağdura ait telefonu aldığını, ancak daha sonra korkarak tuvalete attığını beyan ederek suçu ikrar ettiği, mağdurun da akrabalık ilişkileri nedeniyle şikâyetinden vazgeçtiğini, zarar tazmin talebi olmadığını beyan ettiği belirlenmiştir.
1. Sanığın 07.03.2016 tarihli Cumhuriyet savcısı huzurunda alınan savunmasında; 5237 sayılı Kanun'un 168. maddesinde yer alan etkin pişmanlık hükmünden faydalanmak istediğini, suça konu telefonun aynısını alıp verebileceğini ya da bedelini ödeyebileceğini, eylem nedeniyle pişman olduğunu belirttiği, mağdurun da hem Cumhuriyet savcısı huzurunda alınan ifadelerinde, hem de 03.05.2016 tarihli duruşmada şikâyetinden vazgeçtiğini belirttiği, duruşmadaki beyanında aynı zamanda maddi bir zarar talebi olmadığını da belirttiği anlaşıldığından, mağdurun zararının mahkeme veznesine depo ettirilerek sanık hakkında hırsızlık suçu bakımından 5237 sayılı Kanun'un 168/1. maddesi uyarınca etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi,
2. 19.12.2006 tarihinde yürürlüğe giren 5560 sayılı Kanun'un 6. maddesi ile değişik 5237 sayılı Kanun'un 142. maddesine eklenen 4. fıkra gereğince “hırsızlık suçunun işlenmesi amacıyla konut dokunulmazlığının ihlâli ve mala zarar verme suçunun işlenmesi halinde, bu suçlardan dolayı soruşturma ve kovuşturma yapılabilmesi için şikâyet aranmaz” hükmü gereği, konut dokunulmazlığının ihlâli suçunun suç tarihi itibariyle şikâyete tabi olmadığının anlaşılması karşısında; konut dokunulmazlığının ihlâli suçunun 5237 sayılı Kanun’un 142/4. maddesi uyarınca şikâyete tabi olmadığı ve tarafların amca çocukları olması nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 167/2. maddesi kapsamında da olmadıkları gözetilmeden şikâyetten vazgeçme nedeni ile düşme kararı verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Muş 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.06.2016 tarihli ve 2016/245 Esas, 2016/444 Karar sayılı kararına yönelik o yer Cumhuriyet savcısının ve sanığın temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, BOZULMASINA, dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.