Taraflar arasındaki trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı olan araç ile müvekkillerinin oğlu ...'in sevk ve idaresindeki aracın 08.07.2003 tarihinde çarpışması sonucu ...'in vefat ettiğini, davacıların müteveffanın desteğinden yoksun kaldıklarını belirterek 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 107 nci maddesi gereğince ... için 16.000,00 TL, ... için 14.000,00 TL olmak üzere toplam 30.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacılar vekili tarafından 08.07.2003 tarihinde davalı şirket nezdinde zorunlu mali sorumluluk sigortası poliçesi ile sigortalı bulunan aracın karıştığı trafik kazası neticesinde ...'in vefat ettiği belirtilerek maddi tazminat isteminde bulunulduğu, trafik kazasının meydana geldiği tarih itibariyle 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, zarar görenin sigorta poliçesi kapsamında meydana gelen zararın tazminini dava yoluna gitmeden önce sigorta şirketine yazılı başvuruda bulunarak yapması gerektiğini, sigortacının araç işletenin ve sürücüsünün kusuruyla üçüncü şahıslara verdiği zararlardan sorumlu olduğunu, sürücü zarardan sorumlu olan kişi olduğundan üçüncü şahıs kabul edilemeyeceğini, davalı şirketin sorumluluğunun sigortalının kusuru oranında ve sigorta poliçesi limiti ile sınırlı olduğunu, meydana gelen kaza neticesinde davacıların desteklerinden yoksun kaldığının ispatının gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...davaya konu trafik kazasının 08.07.2003 tarihinde gerçekleştiği, davacıların desteği ...'in öldüğü olayda ceza zamanaşımı süresinin olay tarihinde yürürlükte olan 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 455 inci maddesinin ikinci fıkrası ve 102 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereğince 10 yıl olduğu, davanın 05.07.2018 tarihinde açıldığı, 765 sayılı Kanun'un anılan maddelerine göre kaza tarihi olan 08.07.2003 tarihinden itibaren dava tarihi olan 05.07.2018 tarihine kadar uzamış 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu" gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili, davaya konu trafik kazasında iki kişi öldüğünden zamanaşımı süresinin 15 yıl olduğunu, müvekkillerinin müteveffanın ölümüne sebep olayda meydana gelen kazada araç sahibinin kim olduğu, araçta kaç kişi bulunduğu, bunların mernis adresleri, yaşayıp yaşamadıkları ve sair konularda bilgi sahibi olmadıklarını, kazaya ilişkin soruşturma dosyası da bulunmadığını, bu nedenle müvekkillerinin kazaya ilişkin detaylı bilgi sahibi olamadıklarını, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 16.04.2008 tarihli ve 2008/4-326 esas ve 2008/325 karar sayılı ilamı gereği henüz zamanaşımının dolmadığını, bu nedenlerle kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu" gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili, istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü nedenlerle usul ve yasaya aykırı olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

Uyuşmazlık, davalı tarafından zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı olan araç ile davacıların desteğinin sevk ve idaresindeki aracın karıştığı trafik kazası sonucunda davacıların desteğinin ölümü nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 uncu, 51 inci ve 53 üncü maddeleri, 2918 sayılı Kanun'un 85,91 ve 109 uncu maddeleri, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 455 inci maddesinin ikinci fıkrası ile 102 nci maddesinin birinci fıkrasının üçüncü bendi.

Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kurallarına, olay tarihinde yürürlükte olan 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'na göre ceza zamanaşımı süresinin 10 yıl olmasına, ve dava tarihi itibarıyla 10 yıllık uzamış zamanaşımı süresinin dolmuş olması ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;
Davacılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

13.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.