Davanın kısmen kabulüne

Taraflar arasında görülen orman kadastrosuna itiraz ve tapu iptal tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı asıl ve birleşen davacı karşı davalı gerçek kişiler vekili, davalı karşı davacı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

1.Davacı-karşı davalılar ... ve ... vekili dava dilekçesinde; tapuda paylı olarak kayıtlı olan ... ili, ... ilçesi, ... köyü 2171 parsel sayılı taşınmazın 2012 yılında orman kadastro çalışması sonucunda orman sınırı içine alındığını belirterek, taşınmazın orman sınırı dışına çıkarılmasını istemiştir.

2.Birleşen dosya davacısı ... vekili dava dilekçesinde; tapuda paylı olarak kayıtlı olan ... İli ... İlçesi ... Köyü 2171 parsel sayılı taşınmazın 2012 yılında orman kadastro çalışması sonucunda orman sınırı içine alındığını belirterek, taşınmazın orman sınırı dışına çıkarılmasını istemiştir.

1.Asıl davada davalı - karşı davacı ... İdaresi vekili, cevap süresinde cevap ve karşı dava dilekçesi ile; taşınmazın bir kısmının kesinleşen orman sınırı içinde kaldığı iddiasıyla, tapu kaydının iptaline, orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.

2.Davalı ... cevap vermemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin 14.10.2014 tarihli ve 2013/44 Esas, 2014/441 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne, 2171 sayılı taşınmazın bilirkişi krokisinde (A) ile gösterilen 18.475,85 m² kısmına yapılan itirazın reddine, taşınmazın tapu kaydının iptaline, tespit gibi tesciline, orman vasfıyla Hazine adına yeniden tapuya kayıt ve tesciline, (B) ile gösterilen 7.513,32 m² kısmına kadastro işlemine yapılan itirazın kabulü ile taşınmazın davacılar ve birleşen dosyanın davacısı adına tapuya yeniden kayıt ve tesciline karar verilmiştir.

1.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı asıl davada davalı - karşı davacı ... İdaresi vekili ile asıl ve birleşen davacı gerçek kişiler vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2.Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 11.04.2016 tarihli ve 2015/5379 Esas, 2016/4269 Karar sayılı kararıyla, "usulünce tahdit uygulaması ve orman araştırması yapılması ve çekişmeli taşınmazın öncesi itibarıyla orman sayılmayan ve orman sınırı içinde de olmayan 1955 yılındaki genel kadastrodan itibaren özel mülk olarak tapuda kayıtlı bir yerin, bu tarihten sonra çevreden tohumlama yolu ile ormanlaşmasının taşınmazı kamu malı orman haline getirmeyeceği, bu nedenle taşınmazda bulunan ağaçların yaşının tespitinin önemli olduğu mahkemece gözönünde bulundurularak, tahdit dışında kalan bölüm bakımından Orman İdaresinin açtığı davayı değerlendirilmesi, kişilerin davası bakımından da; taşınmazın bir bölümü baştan beri tahdit içinde olup da; aplikasyon sırasında bu durum değişmemişse, aplikasyon işleminin davacılara yeni dava hakkı vermeyeceği, ilk orman kadastrosuna itiraz için hakdüşürücü sürenin çoktan geçtiği gözönünde bulundurularak davanın reddine karar verilmesi, kabule göre de mahkeme hükmünün infaza elverişli olması gereğine değinerek" İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.

3. Asıl ve birleşen davacı karşı davalı gerçek kişiler vekili yukarıda belirtilen Yargıtay ilamına karşı karar düzeltme isteminde bulunmuştur.

4.Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 20.01.2017 tarihli ve 2016/12729 Esas, 2017/281 Karar sayılı kararıyla; karar düzeltme talebi bu eksiklik yönünden yerinde görülerek, 11.04.2016 tarihli ve 2015/5379 Esas - 2016/4269 Karar sayılı bozma ilamına ilave olarak; hakkında dava açılan tapu maliki ...'a karşı dava dilekçesi ve yeni duruşma günü tebliğ edilerek delilleri toplanması, neticesine göre bu davalı yönünden de karar verilmesi gereğine değinmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "davacının davasının kısmen kabulü ile ... ili, ... ilçesi, ... Köyü 2171 parsel sayılı taşınmazın 04/10/2018 havale tarihli bilirkişi raporunda -B- harfi ile gösterilen 7.513,32 m2 lik kısmının davacılar adına tapuya kayıt ve tescil edilmiş olduğundan karar verilmesine yer olmadığına, fazlaya ilişkin talebin reddine, davalı karşı davacının davasının kısmen kabul kısmen reddiyle, ... ili, ... ilçesi, ... Köyü 2171 parsel sayılı taşınmazın 04.10.2018 havale tarihli bilirkişi raporunda -A- harfi ile gösterilen 18.475,85 m2 lik kısmının tapu kaydının iptal edilerek orman vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt tesciline, fazlaya ilişkin talebin reddine, taşınmaz üzerinde bulunan şerhlerin terkinine" karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı asıl ve birleşen davacı-karşı davalı gerçek kişiler vekili ve davalı karşı davacı ... İdaresi vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

1. Asıl ve birleşen davacı-karşı davalı gerçek kişiler vekili temyiz dilekçesinde özetle; çekişmeli taşınmazın tapulu mülk olup orman sayılmayan yerlerden olduğunu, komşularının da imar parselleri olduğunu, 6292 sayılı Kanun'un 7/2 nci maddesi kapsamında değerlendirme yapılması gerektiğini, taşınmaz makiye tefrik edildiğinden orman sayılmayan yerlerden olduğunu, 1/G ve 1/F maddeleri gereği de orman sayılmayan yerlerden olduğunu, taşınmazın tamamının orman sınırları dışına çıkartılmasına karar verilmesi gerektiğini beyanla İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

2.Davalı-karşı davacı ... İdaresi vekili temyiz dilekçesinde özetle; asıl ve birleşen davacı gerçek kişilerin davası bakımından taşınmazın ilk tahditte tahdit içinde bırakıldığı anlaşıldığına göre davalarının reddinin gerektiğini, ayrıca lehlerine vekalet ücretine hükmedilmemesinin hatalı olduğunu, kendi açtıkları davanın da tahdide dayalı olup tahdit içinde kalan kısmı yönelik olduğu ve tahdit içinde kalan kısmın kabul edildiğine göre tam kabul ile lehlerine vekalet ücretine hükmedilmesinin gerektiğini, ayrıca hükümde atıf yapılan bilirkişi raporunun koordinatsız olup ek raporun koordinatlı olduğu ve ona atıf yapılması gerektiğini aksi halde infaz edilemeyeceğini beyanla İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

Uyuşmazlık, çekişmeli taşınmazın kesinleşen orman tahdidi sınırları içinde kalıp kalmadığı, kalıyorsa ilk tahditte mi sonraki orman kadastro çalışmalarında mı orman sınırları içine alındığı, 2012 deki orman kadastro çalışmaları sırasında orman sınırları içine alınmışsa yapılan işlemin yerinde olup olmadığına ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 Sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 Sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, Anayasa'nın Ormanların korunması ve geliştirilmesi kenar başlıklı 169 uncu maddesi, 6831 Sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 1 inci, 7 nci ve 11 inci maddesi.

1. Asıl ve birleşen davacı karşı davalı gerçek kişiler vekilinin temyiz itirazları bakımından:
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup asıl ve birleşen davacı karşı davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. Davalı karşı davacı ... İdaresi vekilinin temyiz itirazları bakımından:

Dosya kapsamı ve bilirkişi raporlarına göre; çekişmeli taşınmazın B ile gösterilen bölümün orman sınırları dışında bulunduğu, A ile gösterilen 18.475,85 metrekarelik kısmının ise 1948 yılında yapılıp kesinleşen orman tahdidinde orman sınırları içinde bırakıldığı, aplikasyon sırasında bu durumda değişiklik olmadığı anlaşıldığına göre, aplikasyon işleminin davacılara yeni dava hakkı vermeyeceği, ilk orman kadastrosuna itiraz için hakdüşürücü sürenin geçtiği gözönünde bulundurularak gerçek kişilerin asıl ve birleşen davalarının reddine karar verilmesi; karşı davacı ... İdaresinin davasının da taşınmazın tahdit içinde kalan kısmına yönelik olduğu ve mahkemece de tahdit içinde kalan A kısmının tapusunun iptaliyle orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verildiğine göre kısmen kabul kararı yerine, karşı davacının talep sonucu hasıl olduğundan, karşı davanın kabulüne çekişmeli taşınmazın A ile gösterilen 18.475,85 metrekarelik kısmının tapusunun iptaliyle orman vasfında Hazine adına tesciline şeklinde karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.

Açıklanan sebeplerle;

1. Asıl ve birleşen davacı karşı davalı gerçek kişiler vekilinin temyiz itirazlarının (V.C.3.1) no.lu bentte yazılı nedenlerle REDDİNE,

2. Davalı karşı davacı ... İdaresi vekilinin temyiz itirazlarının (V.C.3.2) no.lu bentte yazılı nedenlerle kabulüyle İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,

44,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 135,50 TL'nin temyiz edenden alınmasına, 7139 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesi uyarınca Orman İdaresinden harç alınmasına yer olmadığına,

1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,13.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.