Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1 maddesi uyarınca temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi uyarınca temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Sanık hakkında, Siverek Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 21/03/2016 tarihli ve 2016/1629 soruşturma numaralı iddianame ile; şikâyetçiye ait inşaat alanından inşaat demiri ve plywood çaldığından bahisle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/1.e, 53. ve 63. maddeleri uyarınca hırsızlık suçundan cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmıştır.
2. Siverek 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.06.2016 tarihli ve 2016/146 Esas, 2016/266 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında hırsızlık suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 142/1-e, 168/2, 62/1.ve 51. maddeleri uyarınca 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve cezanın ertelenmesine karar verilmiştir.
Sanığın temyiz istemi; bunalımda olduğu bir dönemde atılı suçu işlediği ve çok pişman olduğunu belirterek kararın bozulmasını istediğine ilişkindir.
Olay günü katılanın inşaat alanında bulunan 10.000,00 TL değerinde demir, inşaat direkleri ile kalıp malzemelerinin sanık tarafından çalındığını belirterek şikâyetçi olduğu, sanığın savunmasında atılı suçu kabul ettiği ve kovuşturma aşamasında katılanın tüm zararını karşıladığı kabul edilerek cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
Uzun süreli hapis cezası ertelenen sanık hakkında kurulan hükümde TCK'nın 53. maddesinin 1. fıkrasındaki hak yoksunluklarının uygulanması hususunda bir karar verilmemişse de, anılan madde ve fıkrada belirtilen hak yoksunluklarının uygulanması hapis cezasına mahkûmiyetin kanuni sonucu olup, 5237 sayılı Kanun'un 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarihinde yürürlüğe giren 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı kararı nazara alınarak bu maddede öngörülen hak yoksunluklarının uygulanmasının, 15.04.2020 gün ve 31100 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10. maddesi ile TCK’nın 53. maddesinde yapılan değişiklikle birlikte infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüş, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, herhangi bir hukuka aykırılık bulunmayan hükme yönelik, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Siverek 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.06.2016 tarihli ve 2016/146 Esas, 2016/266 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün ONANMASINA, dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.