Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı itirazın iptali davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Uyuşmazlık, kira alacağının tahsiline yönelik icra takibine yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatına ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulü ile 700,00 TL üzerinden itirazın iptaline ve 142,85 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesi üzerine hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalıların 2012 Haziran ve devam eden aylar kira bedelini ödemediğini, sözleşmenin 11. maddesi uyarınca takip tarihinden itibaren on aylık kira bedelinin tahsili için icra takibi başlattığını, davalıların tahliye savunmalarının doğru olmadığını belirterek davalıların itirazlarının iptali ve icra inkar tazminatı talebinde bulunmuştur. Davalı kiracı Ayfer 20.07.2012 tarihinde taşınmazı tahliye ettiğini ve üzerine kayıtlı abonelikleri iptal ettirdiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece elektrik aboneliğinin iptal edildiği 06.08.2012 tarihi tahliye tarihi olarak esas alınarak 2012 Temmuz ve Ağustos ayları yönünden kira alacağının tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasında düzenlenen 03.04.2012 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesinde kiralanan mesken olarak belirtilmiştir. Sözleşmenin 10.md “ kiracı kira bedelini en geç ait olduğu ayın 5 gününde ve her ay peşin olarak ödemeyi taahhüt eder” 11 maddesinde “aynı dönem içerisinde bir kira bedelinin ödenmemesi halinde ödenmeyen aydan itibaren kontrat süresi sonuna kadar olan kira bedelleri muacceliyet kesbeder” koşuluna yer verildiği görülmektedir. Davacı 11.10.2012 tarihinde başlattığı icra takibi ile 30.06.2012-30.03.2013 tarihleri arası on aylık kira bedeli isteminde bulunmuştur. Ödeme emri davalılara 05.11.2012 tarihinde tebliğ edilmiştir. Takibe yasal süresi içinde itiraz eden davalı borçlular; taşınmazın tahliye edildiğini ileri sürmüştür.
Davalı borçlu icra takibi ile istenilen ve muaccel hale geldiği iddia edilen aylar kirasını süresi içinde ödememekle birlikte kiracı aleyhine düzenleme yasağı başlıklı 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun 346.maddesinde; kiracıya kira bedeli ve yan giderler dışında başka bir ödeme yükümlülüğü getirilemeyeceği, özellikle kira bedelinin zamanında ödenmemesi halinde ceza koşulu ödeneceğine veya sonraki kira bedellerinin muaccel olacağına ilişkin anlaşmaların geçersiz olduğu, 6101 Sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun Geçmişe etkili olma başlıklı
2.maddesinde; Türk Borçlar Kanununun kamu düzenine ve genel ahlaka ilişkin kurallarının gerçekleştikleri tarihe bakılmaksızın bütün fiil ve işlemlere uygulanacağı, aynı kanunun görülmekte olan davalara ilişkin uygulama başlıklı 7.maddesinde de; Türk Borçlar Kanununun kamu düzenine ve genel ahlaka ilişkin kuralları ile geçici ödemelere ilişkin 76'ncı, faize ilişkin 88'nci, temerrüt faizine ilişkin 120'nci ve aşırı ifa güçlüğüne ilişkin 138'nci maddesinin görülmekte olan davalara da uygulanacağı hüküm altına alınmıştır. Kiracıyı koruma amacıyla getirilen TBK.nun 346.maddesindeki bu yasal düzenlemenin kamu düzenine ilişkin olduğu kuşkusuzdur. Bununla birlikte 6217 Sayılı Yasanın geçici 2.maddesinde değişiklik yapan 6353 Sayılı Yasanın 53.maddesine göre; kiracının Türk Ticaret Kanunun'da tacir olarak sayılan kişiler ile özel hukuk ve kamu hukuku tüzel kişileri olduğu işyeri kiralarında 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun 323,325,331,340,343,344,346 ve 354'ncü maddelerinin 01.07.2012 tarihinden itibaren 8 yıl süreyle uygulanamayacağı, bu halde kira sözleşmelerinde bu maddelerde belirtilmiş olan konulara ilişkin olarak sözleşme serbestisi gereği kira sözleşmesi hükümlerinin tatbik olunacağı da öngörülmektedir.
Taraflar arasında düzenlenen kira sözleşmesinin özel şartlar bölümü 11.maddesinde muacceliyet koşuluna yer verildiği görülmekte ise de; 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 346. maddesinin ikinci cümlesi, kira sözleşmelerine konulan muacceliyet şartlarını geçersiz kıldığından davacı alacaklı sözleşmenin anılan maddesi gereğince muaccel hale geldiğinden söz ederek kira dönemi sonuna kadar olan aylar kirasını isteyemeyecektir. Kiralanan konut niteliğinde olup Türk Borçlar Kanunu'nun 346. maddesinin ikinci cümlesinin uygulaması, kiracının Türk Ticaret Kanunu anlamında tacir sayılmaması nedeniyle 6353 Sayılı Kanun'un 53. maddesi ile değişik 6217 Sayılı Kanun'un geçici 2. maddesi hükmü gereğince erteleme kapsamında da değildir.
Öte yandan kiralananın tahliye edildiğinin (kiracının kiralananı iade borcunu yerine getirdiğinin) kabul edilebilmesi için, kiralananın fiilen boşaltılması yeterli değildir. Anahtarın da kiralayana teslim edilmesi gerekir. Kiracının bildirdiği tahliye tarihinin kiralayan tarafından kabul edilmemesi; başka bir ifadeyle, tahliye tarihinin taraflar arasında çekişmeli olması halinde; kiralananın fiilen boşaltıldığını ve anahtarın teslim edildiğini, böylece kira ilişkisinin kendisince ileri sürülen tarihte hukuken sona erdirildiğini kanıtlama yükümlülüğü, kiracıya aittir. Kiracı, kiralananı kendisinin ileri sürdüğü tarihte tahliye ettiğini ispatlayamazsa, kiralayanın bildirdiği tahliye tarihine itibar olunmalıdır.
Anahtarın kiralayana teslimi, hukuki işlemin içerisinde yer alan bir maddi vakıa olmakla birlikte, sözleşmenin feshine yönelik bir hukuki sonuç doğurduğundan, bunun ne şekilde ispat edileceği hususu, yıllık kira bedelinin tutarı esas alınmak suretiyle, HUMK. nun 288. ve 289. maddeleri çerçevesinde değerlendirilmelidir. Eş söyleyişle, yıllık kira bedelinin tutarı senetle ispat sınırının (H.U.M.K. md. 288) üzerindeyse ve kiralayanın açık muvafakati yoksa (H.U.M.K. md. 289), bu yön kiracı tarafından ancak yazılı delille ispatlanabilir; tanık dinlenemez. Kiralayan anahtarı almaktan kaçınırsa, kiracının yapması gereken, mahkemeden bu yolda tevdi mahalli tayinini isteyip, tayin edilecek yere anahtarı teslim etmek ve durumu kiralayana bildirmektir. Kiracının kiralananı iade borcu, ancak bu şekilde, durumun kiralayana bildirildiği tarihte son bulur. Aksi takdirde, kiracının, kira parasını ödemek de dahil olmak üzere, sözleşmeden kaynaklanan yükümlülükleri devam eder.
Somut olayda davalılar yazılı belge ile anahtar teslimini ispat edememiştir. Elektrik aboneliğinin kapatılması yukarıda sayılan ilkeler doğrultusunda anahtar teslimini kanıtlamaz
Bu durumda mahkemece takip tarihine kadar ödenmeyen kira bedellerinin tahsiline karar vermek gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 03.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.