Davacı, davalı ile uzun zamandır arkadaş olup, müteaddit defalar davalıya elden 240.000,00 TL borç verdiğini bu borcun ödenmesi için davalıdan bir adet bono almasına rağmen bononun zayi olduğunu, yazılı delili olmadığından geçerli yegane delilinin yemin teklifi olduğunu ileri sürerek, 240.000,00 TL nın davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalıya Tebligat Kanunu'nun 21. maddesine göre dava dilekçesi ve yemin davetiyesi tebliğ edilmiş, davalı davaya cevap vermemiş, yemin davetiyesine rağmen belirlenen gün ve saatte duruşmada hazır bulunmamıştır.
Mahkemece, davalının mernis adresine ihtarlı yemin davetiyesi gönderilerek, Tebligat Kanununa uygun olarak tebliğ edildiği, ancak her davada ispat yükünün ilk önce davacıya düştüğü, iddianın niteliği itibariyle toplanacak bir delilin bulunmadığı, davalının davaya cevap vermemesi sebebiyle ispat yükünün yer değiştirmesinin sözkonusu olmadığı gerekçesi ile ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalıya elden 240.000,00 TL borç verdiğini, bu borcun ödenmesi için davalıdan bir adet bono almasına rağmen bononun zayi olduğunu, yegane geçerli delilinin yemin teklifi olduğunu ileri sürerek, 240.000,00 TL nın tahsili için eldeki davayı açmış, dava dilekçesi ve yemin davetiyesi Tebligat Kanunu'nun 21. maddesine göre davalının “Mernis” adresine tebliğ edilmiş, mahkemece; yemin davetiyesinin Tebligat Kanununa uygun olarak tebliğ edildiği, ancak her davada ispat yükünün ilk önce davacıya düştüğü, iddianın niteliği itibariyle toplanacak bir delilin bulunmadığı, davalının davaya cevap vermemesi sebebiyle ispat yükünün yer değiştirmesinin sözkonusu olmadığı gerekçesi ile ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir. “Yemin” kurumu HMK 225 vd. maddelerinde düzenlenmiş olup, yemin teklif edilen kimse, duruşmada bizzat hazır bulunmadığı takdirde, kendisine yemin için bir davetiye çıkarılır. Yemin davetiyesine, yemine konu hususlar hakkında sorulacak sorular ile geçerli bir özrü olmaksızın yemin için tayin olunan gün ve saatte mahkemeye bizzat gelmediği veya gelip de yemini eda etmediği yahut yemini eda etmekten kaçındığı takdirde, yemin konusu vakıaları ikrar etmiş sayılacağı yazılır (6100 sayılı Yasa Md. 227-228). Mahkemenin de kabulünde olduğu üzere davalı adına çıkarılan yemin davetiyesi Tebligat Kanunu'na uygun olarak tebliğ edilmiştir. Hal böyle olunca, davalının yemin için tayin edilen gün ve saatte mahkemeye bizzat gelmediği takdirde yemin konusu vakıaları ikrar etmiş sayılacağından, mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 28.03.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.