Mahkumiyet

1-Resmi belgede sahtecilik suçu yönünden yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanık müdafinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine; ancak:
5237 sayılı TCK.nun 43. maddesindeki zincirleme suç hükmünün, “Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda....” denilmek suretiyle 765 sayılı TCK.nun 80. maddesinden farklı düzenlenmiş olup, farklı tarihlerde düzenlendiğine dair delil bulunmayan suça konu olan sürücü belgesi ve nüfus cüzdanını aynı anda sanıkta yakalanmasından ibaret olayda; 5237 sayılı TCK.nun 43. maddesinin uygulama koşulları oluşmadığı ancak 5237 sayılı Yasa uygulamasında belge sayısının 5237 sayılı TCK'nun 61. maddesi uyarınca temel cezanın belirlenmesi sırasında nazara alınması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,

2-TCK'nun 268. maddesinde tanımlanan başkasına ait kimlik bilgilerinin kullanılması suçunun oluşması için; failin işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimlik bilgilerini kullanması, TCK'nun 267/1. maddesinde tanımlanan “iftira” suçunun oluşması için ise, yetkili makamlara ihbar veya şikayette bulunmak suretiyle işlemediğini bildiği halde hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat etmesi gerekir.
TCK'nun 206. maddesindeki "resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunmak" suçunun oluşabilmesi için, sanığın açıklamaları üzerine oluşturulan resmi belgenin, bu beyanın doğruluğunu ispat edici bir güce sahip olması gereklidir. Beyanı alan memur bu beyanın doğruluğunu araştırıp tahkik etmek ve daha sonra edindiği kanaate göre resmi belgeyi düzenlemek durumunda ise, bir başka ifade ile resmi belge sadece sanığın beyanına göre değil de memur tarafından yapılacak inceleme sonucuna göre meydana getirilmekte ise maddede tanımlanan suç oluşmayacaktır.
Somut olayda; hakkında gerçek kimlik bilgileri ile başka suçtan yakalama bulunan sanığın yol kontrolü yapan görevliler tarafından şüphe üzerine durdurulup kimliği sorulduğunda ... adına adına düzenlenmiş sahte nüfus cüzdanı ve sürücü belgesini görevlilere sunması biçimindeki eyleminde, işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engelleyip başkasının kimliğini ya da kimlik bilgilerini kullanarak kendisini suçsuz, diğer kişiyi ise işlemediği bir suçun faili olarak göstermediği cihetle, 5237 sayılı TCK'nun 268. maddesindeki suçun unsurları oluşmayacağının, yine tutanağın görevlilerce yapılan kontrol sonrasında ve gerçek kimlik bilgileri ile düzenlenmiş olması nedeniyle TCK'nun 206. maddesindeki suçun da oluşmadığının gözetilmemesi,
Yasaya aykırı,
3-5237 sayılı TCK’nun 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden hükmün bu sebeplerden dolayı, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 28.03.2016 gününde oybirliği ile karar verildi.